Haberin malzemesi gerçek hayattaki olaylardýr, ama haber, gerçek hayat deðildir. Onu malzeme olarak kullanýp, kendi kurgusunu yapar. Aslýnda bir nevi hayat simülasyonudur, fakat üzerinde oynanabilindiði için gerçeðin ta kendisi deðildir. Günlük hayatta bir olay olduðu yerde kalýr, ancak haber geçmiþe ve olayýn sonrasýna dair göndermeler yapabilir. Kronolojiye baðlý kalma zorunluluðu yoktur. Bu da onu, her ne kadar onu sanatsal boyuta çýkaramayacak kadar zayýf olsa da, kurgulamaya olanak tanýdýðýndan biraz daha renklendirir. Böylelikle yolda ceset görse midesi kaldýrmayacak insanlar, gazetelerinin ikinci sayfalarýný açýp ayný cesede bakabilirler ve ilginç bir þekilde merak dürtülerini tatmin ederler. Kolaylýkla görülebileceði gibi bu ilkel bir tatmindir. "Ýnsanýn doðasýnda þiddet var" gibi basit bir kabulleniþin sonucudur. Oysa ki haber, bir sanat eseri düzeyinde olmamasýna raðmen, gerçekleri sunma gücüyle okuyucuyu deðiþtirebilecek bir nitelikte olmalýdýr. Cinayet sahnesinden zevk alan insanýn yerine, cinayeti tüm soðukluðuyla anlatarak, idraklarýnýn son haddine eriþmiþ olgun insanlar yaratmalýdýr. Ýnsanlarýn öðrenme, merak güdüsünü kullanarak
horror show yapmak ve bunu 'gerçekler' kisvesi altýnda kamufle etmek hiçbir haberciye yakýþmaz.
Demek ki yazar, haberini öyle bir yazmalýdýr ki okuyucu onda bir belgesel havasý yakalamalýdýr; seyyah olup gezmelidir. Yazar da bu seyyahýn kýlavuzluðunu yaparak, ona yardým etmelidir.
